Facebook: “Elbette” Müslümanları Fişlemeyeceğiz

Yanlışlıkla gönderdiği “korkuluk” mailinden sonra artan baskılara dayanamayan, Facebook Müslümanların fişleme kaygılarını giderecek bir açıklama yapmak zorunda kaldı.

Sosyal medya devi, The Verge’in konuyla ilgili sorusuna verdiği yanıtta, Müslümanları veya başka bir dini grubu, inançları bağlamında bir kategorizasyona tabi tutmayacaklarını savundu. Bunu “of course” ifadeleriyle teyit etme ihtiyacı hissetti. “Kimse bizden Müslümanların kaydını tutmamızı istemedi ve elbette biz de bunu yapmayız.” Dünya genelinde Müslüman kullanıcılar, bu ihtimale karşı hesaplarını kapatma çağrıları yapmaya başlamıştı.

Buzzfeed’in sabahki haberinde, Facebook’ta çalışan bir sözcü, kaygıların bir “korkuluk” olduğunu savunmuştu.

Sosyal medya sitelerinin kullanıcı bilgilerini toplarken bundan sonra etnik ve dini bilgileri istememesi yönünde çağrılar vardı. BuzzFeed News’in merak ettiği, Facebook’un söz konusu çağrılara ne cevap vereceğiydi. Bilindiği gibi Facebook, üyelerinin bütün bilgilerini, zevklerini, düşünce  ve inançlarını toplayıp, bunu reklam verenlerle paylaşarak para kazanıyor. Reklam verenler de böylece, ürünleriyle daha çok ilgilenebileceklerini düşündükleri hedef kitlelerine doğrudan erişim fırsatı yakalıyor. Dini değerlerine bağlı paylaşımlarda bulunan Sünni Müslüman’ın sayfasında onun meşrebine yakın firmaların reklamları çıkıyor. Hristiyanın sayfasında çarmıh kolye, müslümanın sayfasında hilal kolye reklamı.

Seçilmiş Başkan Donald Trump, ülkedeki bütün Müslümanların, özellikle Orta Doğu ülkelerinden gelenlerin bütün kayıtlarının tutulmasını istiyor. Ulusal güvenlik kaygılarından dolayı böyle bir talebi var. Trump’ın göçmen politikasının bir parçası olarak Ulusal Güvenlik Giriş-Çıkış Kayıt Sistemi’nin (NSEERS) yeniden faaliyet geçirileceği, kendisine yakın devlet adamlarınca teyit edildi. 2001 yılındnan 2012’ye dek süren bu sistemin özellikle Müslümanlar için tekrar yürürlüğe konulacağı da biliniyor.

Korkuluk safsatası ne demek?

Dikkati, asıl tartışma konusundan çekip, rakibin söylemediği ve hatta kastetmediği bir başka anlama çekmek ve böylece rakibi alt etmek anlamına gelen bir safsata türü… Argümanının zayıf olduğunu anlayan kişi, altta kalmamak için dikkatleri bir korkuluğa yöneltir. Örneğin, siz, “terörle savaş kapsamında masum insanların zarar görmesini engellemek için hukuka dikkat edilmeli” iddiasını dile getiriyorsunuz. Karşınızdaki, “teröristlerin saldırısında can veren masumların hakkı yok muydu?” diye cevap veriyor. Ya da son ABD seçim dönemindeki gibi… “Her isteyenin silah sahibi olabilmesi, şiddeti yaygınlaştırıyor” argümanıyla gelen Clinton’a, Trump’ın “Anayasa’nın ikinci maddesini ilga etmek istiyorsunuz” diye cevap vermesi gibi. Bu gibi durumlarda, ilk iddia sahibi, “iyi de ben onu kast etmedim, bunu kast ettim” diye savunmaya geçer ve safsata sahibi “yok bir de onu kast etseydin” diyerek öldürücü darbesini indirir. Bu aşamadan sonra tartışmanın anlamı kalmaz.

Trump’ın Müslüman kaydı emri vereceğine dair kaygılar, bu yüzden, korkuluk çarpıtmasına girmiyor. Çünkü hem kendisi hem de ekibindekiler, bir kaç defa böyle bir uygulamayı başlatacaklarını söylediler.

ABD’de Müslümanların sosyal medya hesapları üzerinden fişlenmesi hakkında siz neler düşünüyorsunuz?

No Comments Yet

Leave a Reply